Yaren
New member
Bekleme süresini değiştirelim.
Sonuçları not edelim.
Derya ise başka bir yerden bakıyordu.
“Cildin şu anda nasıl hissediyor?” diye soruyordu.
“Yanıyor mu?”
“Geriliyor mu?”
“Son günlerde çok fazla peeling yaptın mı?”
“Uykusuz musun?”
İkisinin yaklaşımı birbirinin zıttı değildi.
Biri problemi parçalara ayırarak çözmeye çalışıyordu.
Diğeri ise problemi yaşayan kişinin deneyimini anlamaya çalışıyordu.
Üstelik bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye genellemek de doğru olmazdı. Arkadaş grubumuzdaki kişisel karakter farkları, cinsiyet kalıplarından çok daha belirleyiciydi.
Yine de toplumun kadınlardan görünüşlerine daha fazla dikkat etmelerini beklemesi, makyajın kadınlıkla daha yoğun biçimde ilişkilendirilmesi gibi tarihsel ve toplumsal gerçekler de bu hikâyenin dışında bırakılamaz.
Bugün erkeklerin de kozmetik kullanımı giderek daha görünür hale geliyor. Dolayısıyla “makyaj kusması” yalnızca kadınların meselesi değil.
Cilt herkeste cilt.
Gözenek herkeste gözenek.
Tahriş de herkeste tahriş.
Asıl Şüpheli: Cilt Bariyeri
Bir süre sonra araştırdıkça en çok karşıma çıkan kavramlardan biri cilt bariyeri oldu.
Cildimizi yalnızca üzerine fondöten sürdüğümüz düz bir yüzey gibi düşünmek büyük hata.
Cilt canlı bir organ.
Nem kaybından çevresel etkenlere, kullanılan ürünlerden temizleme alışkanlıklarına kadar pek çok faktörden etkileniyor.
Cilt bariyeri zorlandığında kuruluk, hassasiyet, yanma ve pullanma gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Böyle bir zemine makyaj uygulandığında fondötenin düzgün görünmesini beklemek biraz, çatlamış bir duvara kusursuz boya sürmeye çalışmaya benziyor.
Üstelik çözüm olarak daha fazla peeling yapmak da her zaman doğru değil.
Amerikan Dermatoloji Akademisi, tahriş edici ürünlerin cilt problemlerini ağırlaştırabileceğini ve fazla agresif uygulamaların iyileşmeyi geciktirebileceğini belirtiyor.
Yani makyajın pütürlü görünmesini görünce:
“Daha çok peeling yapmalıyım.”
demek bazen problemi çözmek yerine büyütebilir.
Bir Hafta Boyunca Küçük Bir Deney
Sonunda kendime yedi günlük bir kural koydum.
Her şeyi aynı anda değiştirmeyecektim.
Bu çok önemliydi.
Çünkü aynı anda beş ürün değiştirirsem hangisinin işe yaradığını anlayamazdım.
Nazik bir temizleyici kullandım.
Cildimi nemlendirdim.
Gündüz güneş koruyucumu sürdüm.
Makyajı sadeleştirdim.
Fondöteni daha ince uyguladım.
Ve yeni bir ürün eklemeden önce cildimin tepkisini gözlemledim.
Amerikan Dermatoloji Akademisi, yeni cilt bakım ürünlerinin küçük bir bölgede önceden test edilmesini öneriyor; özellikle kızarıklık, kaşıntı veya şişlik gibi reaksiyonlar açısından dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.
Bir de makyaj malzemelerinin temizliği meselesini ciddiye aldım.
Sünger ve fırçalar uzun süre temizlenmeden kullanıldığında yalnızca makyaj performansı değil, cilt sağlığı açısından da sorun yaratabilir. AAD, kirli fırça ve süngerlerin akne, döküntü ve cilt enfeksiyonlarıyla ilişkili olabileceğini belirtiyor.
Bir hafta sonunda mucize olmadı.
Ama yüzüm daha sakin görünüyordu.
Daha önemlisi, makyajın neden bozulduğunu anlamaya başlamıştım.
Peki Makyaj Kusuyorsa Ne Yapmalı?
Benim çıkardığım ders şu oldu:
Önce sorunun nasıl göründüğünü anlamak gerekiyor.
Eğer fondöten küçük parçalar halinde yuvarlanıyor veya yüzeyden kalkıyorsa ürünlerin sırası, miktarı ve birbirleriyle uyumu gözden geçirilebilir.
Eğer makyaj kuru bölgelerde çatlıyor ve pullanıyorsa ciltteki kuruluk veya tahriş dikkate alınabilir.
Eğer özellikle gün içinde T bölgesinde hızla ayrışıyorsa cildin yağ üretimi ve kullanılan ürünlerin yapısı değerlendirilebilir.
Eğer makyajdan sonra küçük sivilceler ve kapalı komedonlar ortaya çıkıyorsa kullanılan kozmetik ve cilt bakım ürünlerinin gözenek tıkama ihtimali araştırılabilir. AAD, kozmetiklere bağlı gelişebilen akne için “acne cosmetica” terimini kullanıyor ve bunun ortaya çıkmasının günler hatta bazı durumlarda aylar sürebileceğini belirtiyor.
Ama kızarıklık, yoğun kaşıntı, yanma, şişme veya tekrarlayan döküntüler varsa meseleyi yalnızca “makyaj kötü duruyor” diye değerlendirmemek gerekiyor.
Özellikle ürün değiştirildiğinde başlayan ve devam eden reaksiyonlarda dermatolog değerlendirmesi daha doğru olabilir. Kozmetik alerjilerinde hangi bileşenin sorumlu olduğunu belirlemek için yama testi gibi yöntemler kullanılabiliyor.
Ve O Akşam Aynaya Bir Daha Baktım
Davete gitmeden yaklaşık yarım saat önce aynanın karşısına geçtim.
Makyajım hâlâ mükemmel değildi.
Ama artık sinirlenmiyordum.
Çünkü yüzümde gördüğüm şey yalnızca “bozulmuş makyaj” değildi.
Cildimin verdiği küçük sinyalleri görmeye başlamıştım.
Belki fazla ürün kullanmıştım.
Belki cildim o gün kuruydu.
Belki ürünleri üst üste fazla hızlı uygulamıştım.
Belki de kullandığım bir ürün bana uygun değildi.
Ve belki yıllardır aynada gördüğüm her kusuru düzeltmeye çalışmak yerine, önce neden ortaya çıktığını sormam gerekiyordu.
Kerem kapıdan çıkarken bana:
“Sonuç?”
diye sordu.
“Tek bir suçlu yok,” dedim.
Derya gülümsedi.
“İşte şimdi cildini dinlemeye başladın.”
O günden beri “cildim makyajı kusuyor” dediğimde eskisi kadar öfkelenmiyorum.
Çünkü bazen gerçekten makyajın kendisi sorun oluyor.
Bazen cilt kuru.
Bazen fazla yağlı.
Bazen ürünler birbirleriyle iyi anlaşmıyor.
Bazen uygulama şekli yanlış.
Bazen de makyajın altında çözülmesi gereken bambaşka bir cilt problemi bulunuyor.
Ve sanırım en ilginç tarafı şu:
Makyaj, cildi değiştirmeye çalışırken cilt de bize sürekli cevap veriyor.
Bazen pul pul dökülerek.
Bazen kızararak.
Bazen sivilce çıkararak.
Bazen de fondöteni küçük küçük parçalayarak.
Belki de “makyaj kusması” dediğimiz şey, cildin bize söylediği en basit cümlelerden biri:
“Beni kapatmadan önce beni anlamaya çalış.”
Sizce de bazen fazla ürün kullanmak, sorunu çözmek yerine daha mı karmaşık hale getiriyor?
Sizin başınıza hiç fondötenin birkaç dakika içinde topaklanması, ayrışması veya pul pul görünmesi geldi mi? Sorunun ürünün kendisinden mi, cilt bakım rutininden mi, yoksa uygulama şeklinden mi kaynaklandığını sonradan anlayabildiniz mi?
Kaynak olarak özellikle American Academy of Dermatology ve DermNet gibi dermatoloji odaklı güvenilir kaynakların önerilerini dikkate aldım.
Hikâyeyi 1000 kelimeyi aşacak şekilde genişletTeknik önerileri daha uygulanabilir sırala
Hikâyeyi 1000 kelimeyi aşacak şekilde genişlet
Teknik önerileri daha uygulanabilir sırala
Son bölümde tıbbi uyarıyı netleştir
Sonuçları not edelim.
Derya ise başka bir yerden bakıyordu.
“Cildin şu anda nasıl hissediyor?” diye soruyordu.
“Yanıyor mu?”
“Geriliyor mu?”
“Son günlerde çok fazla peeling yaptın mı?”
“Uykusuz musun?”
İkisinin yaklaşımı birbirinin zıttı değildi.
Biri problemi parçalara ayırarak çözmeye çalışıyordu.
Diğeri ise problemi yaşayan kişinin deneyimini anlamaya çalışıyordu.
Üstelik bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye genellemek de doğru olmazdı. Arkadaş grubumuzdaki kişisel karakter farkları, cinsiyet kalıplarından çok daha belirleyiciydi.
Yine de toplumun kadınlardan görünüşlerine daha fazla dikkat etmelerini beklemesi, makyajın kadınlıkla daha yoğun biçimde ilişkilendirilmesi gibi tarihsel ve toplumsal gerçekler de bu hikâyenin dışında bırakılamaz.
Bugün erkeklerin de kozmetik kullanımı giderek daha görünür hale geliyor. Dolayısıyla “makyaj kusması” yalnızca kadınların meselesi değil.
Cilt herkeste cilt.
Gözenek herkeste gözenek.
Tahriş de herkeste tahriş.
Asıl Şüpheli: Cilt Bariyeri
Bir süre sonra araştırdıkça en çok karşıma çıkan kavramlardan biri cilt bariyeri oldu.
Cildimizi yalnızca üzerine fondöten sürdüğümüz düz bir yüzey gibi düşünmek büyük hata.
Cilt canlı bir organ.
Nem kaybından çevresel etkenlere, kullanılan ürünlerden temizleme alışkanlıklarına kadar pek çok faktörden etkileniyor.
Cilt bariyeri zorlandığında kuruluk, hassasiyet, yanma ve pullanma gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Böyle bir zemine makyaj uygulandığında fondötenin düzgün görünmesini beklemek biraz, çatlamış bir duvara kusursuz boya sürmeye çalışmaya benziyor.
Üstelik çözüm olarak daha fazla peeling yapmak da her zaman doğru değil.
Amerikan Dermatoloji Akademisi, tahriş edici ürünlerin cilt problemlerini ağırlaştırabileceğini ve fazla agresif uygulamaların iyileşmeyi geciktirebileceğini belirtiyor.
Yani makyajın pütürlü görünmesini görünce:
“Daha çok peeling yapmalıyım.”
demek bazen problemi çözmek yerine büyütebilir.
Bir Hafta Boyunca Küçük Bir Deney
Sonunda kendime yedi günlük bir kural koydum.
Her şeyi aynı anda değiştirmeyecektim.
Bu çok önemliydi.
Çünkü aynı anda beş ürün değiştirirsem hangisinin işe yaradığını anlayamazdım.
Nazik bir temizleyici kullandım.
Cildimi nemlendirdim.
Gündüz güneş koruyucumu sürdüm.
Makyajı sadeleştirdim.
Fondöteni daha ince uyguladım.
Ve yeni bir ürün eklemeden önce cildimin tepkisini gözlemledim.
Amerikan Dermatoloji Akademisi, yeni cilt bakım ürünlerinin küçük bir bölgede önceden test edilmesini öneriyor; özellikle kızarıklık, kaşıntı veya şişlik gibi reaksiyonlar açısından dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.
Bir de makyaj malzemelerinin temizliği meselesini ciddiye aldım.
Sünger ve fırçalar uzun süre temizlenmeden kullanıldığında yalnızca makyaj performansı değil, cilt sağlığı açısından da sorun yaratabilir. AAD, kirli fırça ve süngerlerin akne, döküntü ve cilt enfeksiyonlarıyla ilişkili olabileceğini belirtiyor.
Bir hafta sonunda mucize olmadı.
Ama yüzüm daha sakin görünüyordu.
Daha önemlisi, makyajın neden bozulduğunu anlamaya başlamıştım.
Peki Makyaj Kusuyorsa Ne Yapmalı?
Benim çıkardığım ders şu oldu:
Önce sorunun nasıl göründüğünü anlamak gerekiyor.
Eğer fondöten küçük parçalar halinde yuvarlanıyor veya yüzeyden kalkıyorsa ürünlerin sırası, miktarı ve birbirleriyle uyumu gözden geçirilebilir.
Eğer makyaj kuru bölgelerde çatlıyor ve pullanıyorsa ciltteki kuruluk veya tahriş dikkate alınabilir.
Eğer özellikle gün içinde T bölgesinde hızla ayrışıyorsa cildin yağ üretimi ve kullanılan ürünlerin yapısı değerlendirilebilir.
Eğer makyajdan sonra küçük sivilceler ve kapalı komedonlar ortaya çıkıyorsa kullanılan kozmetik ve cilt bakım ürünlerinin gözenek tıkama ihtimali araştırılabilir. AAD, kozmetiklere bağlı gelişebilen akne için “acne cosmetica” terimini kullanıyor ve bunun ortaya çıkmasının günler hatta bazı durumlarda aylar sürebileceğini belirtiyor.
Ama kızarıklık, yoğun kaşıntı, yanma, şişme veya tekrarlayan döküntüler varsa meseleyi yalnızca “makyaj kötü duruyor” diye değerlendirmemek gerekiyor.
Özellikle ürün değiştirildiğinde başlayan ve devam eden reaksiyonlarda dermatolog değerlendirmesi daha doğru olabilir. Kozmetik alerjilerinde hangi bileşenin sorumlu olduğunu belirlemek için yama testi gibi yöntemler kullanılabiliyor.
Ve O Akşam Aynaya Bir Daha Baktım
Davete gitmeden yaklaşık yarım saat önce aynanın karşısına geçtim.
Makyajım hâlâ mükemmel değildi.
Ama artık sinirlenmiyordum.
Çünkü yüzümde gördüğüm şey yalnızca “bozulmuş makyaj” değildi.
Cildimin verdiği küçük sinyalleri görmeye başlamıştım.
Belki fazla ürün kullanmıştım.
Belki cildim o gün kuruydu.
Belki ürünleri üst üste fazla hızlı uygulamıştım.
Belki de kullandığım bir ürün bana uygun değildi.
Ve belki yıllardır aynada gördüğüm her kusuru düzeltmeye çalışmak yerine, önce neden ortaya çıktığını sormam gerekiyordu.
Kerem kapıdan çıkarken bana:
“Sonuç?”
diye sordu.
“Tek bir suçlu yok,” dedim.
Derya gülümsedi.
“İşte şimdi cildini dinlemeye başladın.”
O günden beri “cildim makyajı kusuyor” dediğimde eskisi kadar öfkelenmiyorum.
Çünkü bazen gerçekten makyajın kendisi sorun oluyor.
Bazen cilt kuru.
Bazen fazla yağlı.
Bazen ürünler birbirleriyle iyi anlaşmıyor.
Bazen uygulama şekli yanlış.
Bazen de makyajın altında çözülmesi gereken bambaşka bir cilt problemi bulunuyor.
Ve sanırım en ilginç tarafı şu:
Makyaj, cildi değiştirmeye çalışırken cilt de bize sürekli cevap veriyor.
Bazen pul pul dökülerek.
Bazen kızararak.
Bazen sivilce çıkararak.
Bazen de fondöteni küçük küçük parçalayarak.
Belki de “makyaj kusması” dediğimiz şey, cildin bize söylediği en basit cümlelerden biri:
“Beni kapatmadan önce beni anlamaya çalış.”
Sizce de bazen fazla ürün kullanmak, sorunu çözmek yerine daha mı karmaşık hale getiriyor?
Sizin başınıza hiç fondötenin birkaç dakika içinde topaklanması, ayrışması veya pul pul görünmesi geldi mi? Sorunun ürünün kendisinden mi, cilt bakım rutininden mi, yoksa uygulama şeklinden mi kaynaklandığını sonradan anlayabildiniz mi?
Kaynak olarak özellikle American Academy of Dermatology ve DermNet gibi dermatoloji odaklı güvenilir kaynakların önerilerini dikkate aldım.
Hikâyeyi 1000 kelimeyi aşacak şekilde genişletTeknik önerileri daha uygulanabilir sırala
Hikâyeyi 1000 kelimeyi aşacak şekilde genişlet
Teknik önerileri daha uygulanabilir sırala
Son bölümde tıbbi uyarıyı netleştir