Permanant yaptırma amacı nedir ?

Yaren

New member
Piyasaya Çıkışı ve Sıra Dışı Bir Değişim: "Permanant" Nedir?

Bir zamanlar, insanların bedensel değişimlere olan yaklaşımı çok daha basitti. Güzellik, modaya uygun olmanın ötesinde, sadece dış görünüşten ibaretti. Ancak zamanla, herkesin içsel ve dışsal benlikleri arasındaki dengeyi kurma çabası, toplumsal normlar ve beklentilerle şekillendi. Bugün, "permanant" dediğimiz bir kavram ortaya çıktı; kalıcı dövmeler, kalıcı makyajlar, kalıcı şekiller... Birçoğumuz için bu, sadece görsellik değil, kimlik, ifade ve özgürlük meselesi haline geldi.

Bir arkadaşımın yaşadığı deneyimden yola çıkarak anlatmak istiyorum. Hadi, onun gözünden bakalım, "Permanant" nedir?

“Bir Gün Kendimi Kaybettim”

"Uzun zamandır düşündüğüm bir şeydi, ama her zaman bir adım atamıyordum. Sadece bekliyordum. Sonunda, bu düşünceler içimde o kadar büyüdü ki, artık yapmak zorunda olduğumu hissettim. Hem de her şeyin tam olduğu, ama yine de eksik olduğu anlarda…"

Hikayemizi anlatan kişi, Büşra, sıradan bir günden çok daha fazlasını deneyimlemiş biri. Büşra, bir gün, bir sabah uyandığında, yüzündeki her çizginin farklı bir anlam taşıdığına inandığı bir noktada buldu kendini. Bütün bunlar onun için farklı bir kimlik yaratma ihtiyacından doğmuştu. Ama burada önemli olan, bu yolculuğun bir içsel keşif olmasıydı. Bir şeylere ulaşmak için değil, kim olduğunu daha derinlemesine anlamak için bir değişim arayışıydı bu.

[color=] Toplumun Kadınlar Üzerindeki Beklentileri

Permanant uygulamaları, toplumsal cinsiyet rolleri ve güzellik algılarının şekillendirdiği bir noktada gelişmişti. Kadınların güzellik ve bakım anlayışı, tarihsel olarak hep bir başkaları için olmalıydı. Gözleri ve kaşları şekillendirmek, dudaklarına kalıcılık katmak, yüz hatlarını öne çıkarmak, her zaman bir tür toplumsal kodun ve görünürlük anlayışının parçasıydı. Yıllarca, kadınların fiziksel değişim yapma biçimleri, onların kim olduklarını, toplumun onları nasıl gördüğünü etkiliyordu.

Ancak Büşra’nın hikayesi biraz daha farklıydı. “Ben kendimi keşfetmek istiyorum” dediğinde, gerçekte sadece dış görünüşünü değil, içindeki ruhu da anlamak için bir yolculuğa çıkıyordu. Onun için, “permanant” bir değişiklik yapmak, yalnızca estetik değil, kendini daha rahat hissetmek, kendini iyi hissedebileceği bir kimliği yansıtmaktı.

Erkeklerin Çözüm Odaklı ve Stratejik Yaklaşımları: Hikayede Cengiz

Cengiz ise bu yolculukta Büşra’nın en yakın arkadaşıydı. Erkekler, toplumda genellikle problem çözme, stratejik düşünme ve somut hedeflere ulaşma odaklı bir yapıda yetiştirildiğinden, Cengiz’in düşünceleri daha çok mantığa dayalıydı. Ona göre, Büşra’nın kalıcı değişiklikleri, sadece içsel huzuru için değil, dışsal dünyaya daha net bir mesaj vermek için önemliydi. “Ama dikkat et, Büşra, kalıcı şeyler yapmak her zaman risklidir. Sonunda beğenmezsen, değiştirmen çok zor olur” diyerek endişelerini dile getirdi. Bu, erkeklerin genellikle olaylara daha çok "ne olacağına" odaklanarak, stratejik ve sonuç odaklı yaklaşımlarını yansıtıyordu.

Cengiz’in yaklaşımı, her zaman çözüm odaklıydı. O, işin somut taraflarına odaklanarak, riskleri göz önünde bulundurmayı savundu. Fakat, Büşra için bu, bir "sonuç"tan daha fazlasıydı. Bir "deneyim"di. Bir kimlik arayışında "yol"du.

[color=] Kadınlar ve Erkekler Arasındaki Empatik Farklar

Büşra ve Cengiz arasındaki diyaloglar, toplumsal cinsiyetlerin farklı bakış açılarını ve düşünce tarzlarını da yansıtıyordu. Cengiz’in yaklaşımı, sorunları çözmeye yönelikti, ancak Büşra için, çözüme odaklanmak yerine, sürecin kendisi daha önemliydi. Toplumda erkeklerin sıkça sorularda mantıklı ve pratik olma eğiliminde oldukları, kadınların ise duygusal ve empatik yaklaşımlar sergileyebildikleri bir gerçek. Ama Büşra bu yolculuğa, başkalarına hitap etmekten çok, kendini anlamak için çıkmıştı. Kendisini daha rahat hissetmek, dışsal bir değişikliğin içsel bir rahatlama getireceğine inanıyordu.

Tarihsel ve Toplumsal Bağlamda Permanant’a Bakış

Permanant uygulamalarının toplumda neden bu kadar yer edindiğini anlamak için, tarihe bakmak gerekiyor. İlk kez 20. yüzyılın başlarında, kozmetik endüstrisinin hızla gelişmeye başlamasıyla birlikte, güzellik anlayışı daha da genişlemeye başladı. Kadınların ve erkeklerin görünüşleri üzerindeki toplumsal baskılar artarken, dışarıdan değişimlere duyulan ihtiyaç da büyüdü.

Birçok kültürde güzellik ve fiziksel çekicilik, kadınların değerini ölçme biçimiydi. Bu baskılar, kadınları yalnızca dışsal olarak değil, içsel olarak da etkiledi. Oysa modern toplumda, bu baskıların yerini bireysel kimlik ve özgürlük anlayışları almış durumda. İnsanlar artık dışsal görünümleri üzerinden tanımlanmak yerine, içsel kimliklerini ifade etmeye çalışıyorlar. Ancak toplumda hala güzellik ve fiziksel çekicilik baskısı var. Bu, özellikle kadınları daha fazla etkiliyor.

[color=] Sonuç: Kişisel Değişim ve İçsel Yolculuk

Sonunda, Büşra kalıcı makyajı yaptırmakla ilgili bir karar aldı. Bu kararını, toplumun dayattığı bir güzellik standardı olarak değil, sadece kendini iyi hissetme ve ifade etme özgürlüğü olarak gördü. Cengiz’in uyarıları ve mantıklı düşünceleri, aslında ona kendisi için doğru olanı bulması için bir perspektif sunmuştu. O, yalnızca kendi yolculuğunun haritasını çizmişti.

Sonuçta, bu tür kararlar kişiseldir. Kalıcı bir değişim, sadece dışsal değil, içsel bir dönüşümü de beraberinde getirebilir. Sizce, bir kişinin kendi görünüşünü değiştirmesi, kimliğini keşfetmesinde nasıl bir rol oynar? Dışsal değişiklikler içsel huzuru ne ölçüde etkileyebilir? Yorumlarınızı merakla bekliyorum.