Eğitimde Istendik Davranış Ne Demek ?

Yaren

New member
Eğitimde “İstendik Davranış” Ne Demek? Farklı Yaklaşımlardan Bakışlar

Selam dostlar,

Konuya farklı açılardan bakmayı seven biri olarak bu başlığı açmak istedim. “Eğitimde istendik davranış” kavramı, eğitim fakültelerinde sıkça karşımıza çıkan ama anlamı üzerine herkesin farklı düşündüğü bir kavram. Kimine göre disiplinli, planlı bireyler yetiştirmek demek; kimine göre ise toplumsal uyumu sağlamak. Bazı arkadaşlar “bireyin özgürlüğünü sınırlıyor” derken, bazıları da “eğitimin yönünü belirliyor” görüşünde. Peki gerçekten istendik davranış ne demek, kimin için istendik, kim belirliyor?

Aşağıda bu kavrama erkeklerin ve kadınların bakış açılarını, veri odaklı ve duygusal-toplumsal yaklaşımlar çerçevesinde karşılaştırarak irdelemeye çalıştım. Tartışmayı zenginleştirmek için yazının sonunda birkaç soru da bırakacağım.

---

1. İstendik Davranışın Temel Tanımı

Eğitimde istendik davranış, genel olarak “öğrencilerde kazandırılmak istenen bilgi, beceri, tutum ve değerler” olarak tanımlanır. Yani eğitim sürecinin hedefi, bireyin toplumun kabul ettiği değerleri benimsemesini ve belli davranış biçimlerini içselleştirmesini sağlamaktır. Bu tanım kulağa nötr ve bilimsel gelse de, içinde önemli bir soru gizlidir: Kim istiyor?

Eğer “istendik” olan davranışı toplum belirliyorsa, bu toplumun değer yargıları, ideolojisi ve kültürel normları da eğitimin merkezine yerleşiyor demektir. Yani eğitim sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda sosyal bir yönlendirme aracıdır.

---

2. Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı Yaklaşımı

Forumda daha çok erkek kullanıcıların dile getirdiği bir bakış açısı var: “Eğitimde istendik davranış ölçülebilir olmalı.” Bu yaklaşım, davranışı sayısal verilerle ifade etmeyi ve değerlendirilebilir hale getirmeyi savunur.

Örneğin bir erkek öğretmen adayı şöyle diyebilir:

> “İstendik davranışın ölçülebilir olması gerekir, yoksa eğitimde hedef belirlemek anlamsız olur.”

Bu görüş, eğitim psikolojisinden ve davranışçı kuramlardan beslenir. Skinner ve Watson gibi davranışçı psikologlara göre öğrenme, gözlenebilir davranış değişikliğidir. Dolayısıyla “istendik davranış” da somut ve gözlemlenebilir olmalıdır.

Bu bakış açısında veriler, başarı testleri ve gözlem sonuçları belirleyici rol oynar. Eğitim hedeflerinin Bloom’un bilişsel taksonomisine uygun biçimde belirlenmesi gerektiği savunulur.

Ancak bu yaklaşımın eleştirildiği nokta şudur:

Davranışı sadece gözlemlenebilir sonuçlara indirgemek, insanın duygusal ve ahlaki yönünü ihmal eder. Bir öğrencinin “yardımsever” davranması, sadece gözlemlenen bir hareket değil, içsel bir değer sisteminin de ürünüdür.

---

3. Kadınların Duygusal ve Toplumsal Etkiler Odaklı Yaklaşımı

Kadınların eğitimde istendik davranışa yaklaşımı genellikle “değer, duygu ve toplumsal etki” temelli olur. Bu bakış açısında eğitim, sadece bireyi değil, toplumu dönüştüren bir güçtür.

Bir kadın öğretmen adayının şu sözleri bu yaklaşımı özetler:

> “İstendik davranış, sadece başarı değil; empati, hoşgörü, dayanışma gibi toplumsal değerleri kazandırmaktır.”

Bu görüş, insancıl ve yapılandırmacı öğrenme kuramlarına yakındır. İnsan duygusal, sosyal ve ahlaki bir varlıktır; dolayısıyla eğitim hedefleri de sadece “ölçülebilir davranış” değil, “insani gelişim” boyutlarını da kapsamalıdır.

Kadınların duygusal yaklaşımı, eğitimde kalıplaşmış başarı anlayışını sorgular. “İstendik davranış” kavramının kimin çıkarına hizmet ettiğini, toplumda hangi değerlerin “istenmedik” sayıldığını da tartışmaya açar.

Bu yönüyle feminist pedagojinin etkilerini de taşır: Eğitim, bireyleri belli kalıplara sokmak yerine onların kimliklerini özgürce inşa etmelerine alan açmalıdır.

---

4. Nesnellik mi, Duygusallık mı?

İşte forumda genelde tartışmanın hararetlendiği nokta burası.

Erkeklerin “ölçülebilir davranış” vurgusu, kadınların “duygusal ve toplumsal değerler” vurgusuyla çelişiyor gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan iki yönü var.

Eğitim sadece nesnel verilere dayanırsa, bireyin ruhsal gelişimi geri planda kalır. Ancak sadece duygusal değerlere dayanırsa, ölçülebilir başarılar göz ardı edilir.

Dolayısıyla eğitimde istendik davranış, hem veri temelli hem de değer temelli olmalıdır. Yani öğrencinin sınav başarısı kadar, topluma duyduğu sorumluluk, empatisi ve etik bilinci de eğitim çıktısı olarak görülmelidir.

---

5. Toplumsal Boyut: Kimin Değerleri “İstendik”?

Bu kavramın en tartışmalı yönü, “kimin değerleri”nin esas alınacağıdır. Devletin mi, toplumun mu, bireyin mi?

Bazı kullanıcılar “devletin belirlediği istendik davranışlar”ın ideolojik bir yönü olabileceğini savunur. Örneğin belli bir tarih anlayışının, din yorumunun ya da cinsiyet rolünün eğitim yoluyla “istenen davranış” haline getirilmesi, toplumsal farklılıkları bastırabilir.

Bu noktada kadınların eleştirisi genellikle daha güçlüdür: Eğitimde “itaatkâr, uyumlu” birey yetiştirme hedefi, özellikle kız çocuklarının bireysel özgürlüğünü sınırlayabilir. Erkekler ise bu eleştiriyi “toplum düzeninin korunması” açısından değerlendirir.

Yani kavramın merkezinde aslında bir güç ilişkisi vardır: Kimin istedikleri davranış olarak kabul ediliyor, kiminkiler görmezden geliniyor?

---

6. Yeni Nesil Yaklaşımlar: Eleştirel Pedagoji ve Bireysel Farklılıklar

Modern eğitim anlayışı, artık tek bir “istendik davranış” tanımını reddediyor.

Eleştirel pedagoji, öğrencinin sadece uyumlu değil, sorgulayan ve dönüştüren birey olmasını istiyor.

Yani artık “sorgulamak” da istendik bir davranış sayılabiliyor. Bu değişim, özellikle genç kuşak öğretmenlerin eğitim anlayışında kendini gösteriyor. Kadınlar bunu “özgürleşme” olarak yorumlarken, erkekler “eleştirel düşünme becerisi” olarak daha akademik bir çerçeveye oturtuyor.

Her iki bakış da aslında aynı hedefe yöneliyor:

Eğitim, sadece bilgi aktarmak değil, bireyin kendini ve toplumu yeniden inşa etmesini sağlamak olmalı.

---

7. Tartışmayı Derinleştirmek İçin Sorular

- Sizce “istendik davranış” bireyin özgürlüğünü kısıtlar mı, yoksa toplumsal düzeni mi güçlendirir?

- Devletin belirlediği davranış hedefleri ile bireysel özgürlükler arasında bir denge kurulabilir mi?

- Eğitimde ölçülebilir başarı mı, yoksa duygusal gelişim mi daha önemlidir?

- Eğer “empati” bir davranışsa, bunu nasıl ölçebiliriz?

- Toplumsal cinsiyet, “istendik davranış” kavramını nasıl şekillendiriyor?

---

Sonuç Yerine: Ortak Bir Zemin Mümkün mü?

Eğitimde istendik davranış, aslında hem öğretmenlerin hem öğrencilerin, hem de toplumun ortak inşa ettiği bir kavram. Erkeklerin veri temelli yaklaşımı eğitime ölçü ve sistem kazandırırken, kadınların duygusal-toplumsal duyarlılığı eğitimi insanileştiriyor.

Belki de çözüm, bu iki yaklaşımı karşı karşıya koymak değil, birleştirmek.

Yani hem veriye dayalı, hem vicdana dayalı bir eğitim anlayışı...

Sonuçta istendik davranış, bir kalıptan çok, insanın öğrenme yolculuğunda yönünü bulmasına yardım eden bir pusula olmalı.

Peki sizce bu pusulayı kim tutmalı: öğretmen mi, toplum mu, yoksa bireyin kendisi mi?